.

   
  KUTLU DEVLETİMİZİN ETNİK YAPISI
  ALEVİLİK
 

Alevilik (Arapça: علویون), Türkiye'de sünnilik'ten sonra en fazla mensubu olan ikinci inanç sistemidir. Türkiye'de en çok alevi yerleşimi yaklaşık 450 alevi köyü ile Sivas ilindendir. Ardından da Tunceli, Erzincan, Malatya ve Tokat illeri gelmektedir. Öte yandan alevilik, Türkiye'de farklı etnik gruplar tarafından benimsenmektedir. Türkmen-Anadolu Bektaşi Aleviliği, Kürt Kizilbaş Aleviliği,İran Şii Aleviliği ile Afgan Ibrahimi Alevi'liğin ortak yanları olsa da, farklı tarafları da bulunmaktadır. Kızılbaşlık Islamiyeten önceleri bir yaşam tarzidir sonradan Alevi kelimesiyle değiştirilmiştir.

Alevi deyimi, "Ali taraftarı" veya "Ali yandaşı" anlamında kullanılmaktadır. Alevi deyimi "Ali kelimesine arapça nispet eki olan i getirilmesiyle oluşturulur. Sonu ünlü ile bittiği için Alevî biçimini alır." Arapçadaki alevi kelimesi latin harfine çevrilirken "alawi" ya da "alawite" olarak ta yazılmaktadır.

Alevilikte incelenmesi gereken asıl inanç varlığın birliğidir.

Alevîlik'te tanrının insan dâhil evrendeki her şeyin içinde olduğu inanışı vardır.[kaynak belirtilmeli]

Alevilik Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kuran'ın şekline değil, özünü kabul ettiklerini belirten, amacı "Seyr-ü süluk" (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur.[kaynak belirtilmeli] Özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibadetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icra etme biçimine denir.[kaynak belirtilmeli] En-el Hak (Arapça: أنا الحق, Anal Haq), Arapça "Ben Hakkım" anlamına gelir. "Haktan gayrı degilim" demektir."Ben Tanrı'yım" anlamına gelmez. Başka bir şekilde söylemek gerekirse, "Ben Haktan ibaretim, ancak Hak benden ibaret degil" denebilir.

Hayatın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak, insan-ı kâmil olup, özüne dönmek olarak tanımlamaktadır. [kaynak belirtilmeli]Mürşid, Pîr ve Rehber huzurunda ikrar verilerek Dört Kapı Kırk Makam aşamasından geçilir. Alevi ibadedinin uygulandığı mekân Cemevidir.

Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki kâmil insan olma ilkelerini Hacı Bektâş-ı Velî’nin tespit ettiğine inanılır. Hacı Bektaş, "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur" demiştir. [kaynak belirtilmeli]

Dört Kapı şunlardır:

Her kapının on makâmı vardır.

Şeriat kapısının makamları:

  1. Îman etmek,

  2. İlim öğrenmek,

  3. İbâdet etmek,

  4. Haramdan uzaklaşmak,

  5. Ailesine faydalı olmak,

  6. Çevreye zarar vermemek,

  7. Peygamberin emirlerine uymak,

  8. Şefkatli olmak,

  9. Temiz olmak ve

  10. Yaramaz işlerden sakınmak.

Tarîkat kapısının makamları:

  1. Tövbe etmek,

  2. Mürşidin ögütlerine uymak,

  3. Temiz giyinmek,

  4. İyilik yolunda savaşmak,

  5. Hizmet etmeyi sevmek,

  6. Haksızlıktan korkmak,

  7. Ümitsizliğe düşmemek,

  8. İbret almak,

  9. Nîmet dağıtmak,

  10. Özünü fakir görmek

Marifet kapısının makamları:

  1. Edepli olmak,

  2. Bencillik, kin ve garezden uzak olmak,

  3. Perhizkârlık,

  4. Sabır ve kanaat,

  5. Haya,

  6. Cömertlik,

  7. İlim,

  8. Hoşgörü,

  9. Özünü bilmek,

  10. Ariflik.

Hakikat kapısının makamları:

  1. Alçakgönüllü olmak,

  2. Kimsenin ayıbını görmemek,

  3. Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek,

  4. Allah’ın her yarattığını sevmek,

  5. Tüm insanları bir görmek,

  6. Birliğe yönelmek ve yöneltmek,

  7. Gerçeği gizlememek,

  8. Mânâyı bilmek,

  9. Tanrısal sırrı öğrenmek ve

  10. Tanrısal varlığa ulaşmak.

 

Aleviler, Muhammed'in son Peygamber olduğuna, Ali'nin ise Veliliğine (ya da İmamlığına) inanırlar. İbadetlerini cem evinde yaparlar. Kadir Gecesi 'ni bağlayan günlerde üç gün ve Muharrem ayında ise 10 ila 12 gün oruç tutarlar. Alevilikte Muharrem ayı orucunun farz olduğuna inanılır. Muharremden sonra da üç gün Hızır Orucu tutarlar. Muharrem orucundan evvel 3 gün Masumu Paklar orucunu tutarlar.[kaynak belirtilmeli]

Alevi toplumu kendi içinde bir çeşit hiyerarşi oluşturmuştur. Örneğin "yol"a gönül vermiş olana "talip" denir. Kişi, yolun kurallarını yerine getirip bilgi düzeyini arttırdıkça yükselir. Alevilik'te "yol" denen deyimin temelini 4 kapı 40 makam anlayışı oluşturmaktadır. Sırasıyla şeriat, tarikat, marifet ve hakikat 4 kapıyı oluşturmaktadır. Bu kapıların hepsinin "alt bölüm" olarak niteleyebileceğimiz on'ar tane makamı vardır. Bütün kapı ve makamların kendi içinde bir anlamı bulunmaktadır. Şeriat kapısı, özetle doğru inanç ve doğru yaşam tarzıdır ve toplumdaki her bireyin inanç ve yaşam kurallarını düzenler. Tarikat kapısı ise tarikata hizmet etmek, Aleviliğin kurallarına özen göstermektir. Marifet kapısı ise bir nevi kendisi için kuralları aşıp başkaları için de birşeyler yapabilmek, fedakar olabilmektir. Hakikat kapısı, bütün dünyevi kaygıları aşıp kişinin Tanrı ile arasındaki sırra nail olması demektir. [kaynak belirtilmeli]

Cem

 

Cem Alevilerin toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir. Cem’in kaynağının ise Kırklar Ceminden geldiği inanılır.

Cem ibadetini diğer inançlardaki ibadetlerden farklı kılan en önemli unsur; Cem de bulunanların ayni zamanda toplumda hesap vermekle yükümlü olmalarıdır. Cem de bulunalar bir birlerinden Razı Olmak zorundalar.

Cem de bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan Cem’e başlanmaz.

Alevilerin toplu anlamda temel ibadeti olan Cem, bir Dede´nin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir.

Cem ibadetine katil, hırsız, yolsuz, düşkün kimseler giremez.

Cemevi

Alevilerin ibadet ettiği yere “secde edilen yer” ve “toplanma” anlamında “cemevi” denir; bir olma, bütünleşme yeri, Yaratan’la bir olma, bütünleşme anlamında. Cemevi, Alevi İslam inancında ibadet yeridir. Geçmişte de Tekke, Meydan Evi, Kırklar Meydanı, Zaviye, Dergâh Ahmet Yesevî Dergâhı, Hacı Bektaş Dergâhı, Seyit Gazi Dergâhı, Abdal Musa Tekkesi, Yunus Emre Tekkesi) olarak adlandırılmıştır.

Cemevi ise sadece ibadet amaçlı kullanılmıyor, Muhammed döneminde mescidinin işlevini yerine getirmiş ve getirmeye de devam etmektedir. Aynen mescit gibi çok amaçlı olarak kullanılmaktadır. Cemevleri, salt tapınma maksadı ile kullanılmamış ve kullanılmamaktadır. Alevi topluluğunun tapınma gereksinimi dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir.

Dede

Dede, Alevi toplumunun inançsal önderidir. Ehlibeyt başka deyişle 12 İmam soyundan gelinmesi esastır. Dedelik ise kendine has bir is yapısı/hiyerarşisi bulunan bir kurumdur.

Her Alevinin bir dedesi vardır. Her dedenin de bir dedesi (mürşidi) vardır.

Talibin davranışlarından (inanç anlamında) dede sorumludur.

Dede talipleri eğiten, yol gösterendir.

Dede taliplerin bütün düşünsel, manevi sorunlarına çözüm, sorularına cevap getiren kişidir.

Dedelik kurumunun kendisine özgü bir yapılanması var. Bu yapılanma (mürşit-rehber bağlamında) gereği her dede ayni zamanda başka bir dedenin talibidir. Nasıl ki talip bir yanlışa düştüğünde yada hata yaptığında dedesine sığınıyorsa, ayni şekilde dede de talibi olduğu dedesine (mürşidine) sığınıyor.

Duaz ve deyiş

Duaz, Duazdeh'in kısaltılmış halidir. Duazdeh Farsça olup oniki (12) anlamına gelmektedir.

Duaz, cem âyinlerinde söylenen ve Oniki İmamlar'ın adlarının geçtiği deyişlerdir. Bazen dua olarak da nitelendirilirler. Bu deyişlerde ayrıca Oniki İmamlar'ın yanı sıra başta Peygamber ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevî ulularının adları geçmektedir.

Alevîlik ve Alevîler hakkında biraz bilgi sahibi olan kişiler için duazın, nefesin, türkünün, deyişin farklı anlamlara sahiptir.Fakat günümüz gerçekliği doğrultusunda genel bir tanım olması ve bu tanımın yaygınlaşıp kabul görmesi için Deyiş tanımı en uygun olanıdır. Deyiş Alevîliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır.

Alevîlikte Duaz ve Deyişler ibadet dili Türkçe ve Kürtçedir.

Mersiye

Mersiye, bir edebiyat terimi.

Divan edebiyatında ölen bir kimsenin yiğitliğini, cömertliğini iyiliğini, yaptıklarını övmek ve ölümünden duyulan acıyı dile getirmek için yazılan şiir türüne mersiye adı verilir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Mersiyeler genellikle mesnevi ve terkib-i bent nazım biçimlerinde yazılmıştır. Ünlü divan şairi Baki'nin Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü üstüne yazdığı Kanuni Mersiyesi, bu türün en güzel örneklerindendir. 8 beyitten oluşur. Arapça ve Farsça kelimeler çok olduğundan dili ağırdır. Aruz ölçusüyle yazılmıştır.

Semah

Semah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaşı Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibâdeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir".

Semahın kaynağı Kırklar meclisine dayanır. Bu meclise gelen Muhammed’e Salmanı Farisi tarafından bir üzüm tanesi verilir ve Salmanı Farisi kendisinden bunu paylaştırmasını ister. Muhammed Cebrail’in getirdiği tabakta bu üzüm tanesini sıkar. Bunu içen Kırklar "Ya Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar.

Geçmişte sadece Cemlerde dönülen semahlar, günümüzde özüne aykırı düşmedikçe izleyiciler önünde de icra edilmektedir.

Muharrem Orucu 
10 Ekim 680 de Ali'nin oğlu ve Muhammed’in torunu Hüseyin ile ailesi ve takipçileri (toplam 72 kişi) Kerbela’da öldürüldüler.

Aleviler bu olayı anmak için, her yıl Muharrem Ayında 12 gün oruç tutarak yas tutarlar. Aleviler Muharrem orucu ile Hüseyin (RA)`in şahsında Ehlibeyt'e bağlılıklarını dile getirirler ve aynı zamanda zalimin zulmü olarak nitelendirdikleri bu olayı lanetlerler .

Alevilikte Kutsal Günler ve Anma Günleri:

  • Muharrem Orucu

  • Aşure Günü

  • Hızır Orucu

  • Hüseyin'in katledilmesi(Kerbela Olayı)

  • 21 Mart- Ali'nin doğum günü ve Nevruz

  • Gadırhum

  • 5-6 Mayıs:Hıdırellez

  • 6-7 Haziran:Abdal Musa Anma Törenleri

  • 2 Temmuz-Sivas Katliamının yıldönümü

  • 16-18 Ağustos:Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma törenleri

 

 
  Bugün 16 ziyaretçi (23 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=